canada goose homme parajumpers solde doudoune moncler timberland femme ugg suisse doudoune moncler femme timberland homme ugg australia parajumpers femme moncler soldes canada goose solde moncler femme canada goose pas cher moncler doudoune femme canada goose femme timberland suisse moncler homme parajumpers homme doudoune canada goose pas cher canada goose doudoune pas cher ugg pas cher
chaquetas moncler moncler mujer barbour mujer louis vuitton madrid gafas de sol ray ban baratas abercrombie barcelona bolsos michael kors gafas de sol oakley baratas barbour hombre botas ugg rebajas oakley frogskins cinturones louis vuitton woolrich madrid moncler barcelona duvetica españa oakley frogskins baratas parajumpers madrid polo lacoste ghd baratas air max 90 blancas zapatos mbt nike huarache blancas
Savaş, Baas'la olmazsa kimle olur? - - HINIS KÜLTÜR- İlkeli Tarafsız,doğru,Güncel, haber.
Generic Cialis Soft Kamagra Jelly Generic Female Viagra Generic Viagra Super Active Generic Priligy Generic Cialis Professional Viagra bestellen Viagra Tabletten Cialis kaufen Cialis Generika kaufen Viagra kaufen Cialis 20mg Pas Cher Acheter Generic Propecia Acheter Super Avana Levitra en ligne Viagra gebruiksaanwijzing Lida Afslankingskoffie Viagra kopen Priligy kopen met 60mg Dapoxetine Kamagra kauwtabletten kopen Sildenafil Priligy Cialis Jelly Cialis Original Viagra Generico Cialis Originale Kamagra 100 mg Kamagra Oral Jelly
canada goose outlet canada goose sale moncler wien canada goose pas cher barbour jas duvetica jas duvetica jassen canada goose belgie moncler jas canada goose jakke dame canada goose jakke canada goose danmark canada goose tilbud barbour jakke canada goose jakke moncler jakke canada goose udsalg canada goose jakke

MUHABİRLERİMİZ

HABER ARA


sol reklam


 
  

Savaş, Baas'la olmazsa kimle olur?

SON 5 YAZISI

'Müslüman kardeşlerimiz'den başka dostumuz kalmazsa

Medyada susturma ve sindirme

Rojava-PYD ve devletin 'Kronik Kürt Alerjisi'

Gezi Parkı Direnişi ve 'Barış Süreci' (2)

Diyarbakır 'ın havası

Suriye'ye 'askeri müdahale'ye yol açacak tek şey, Türkiye sınırında bir 'özerk Suriye Kürt yapısı'nın, Ankara'nın istemediği Kürtlerce oluşturulması olabilir.


Bu günlerde Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı kime rastlarsanız karşılaşacağınız soru aynı; hiç değişmiyor: Ne dersiniz; Suriye ile savaş çıkacak mı?

Anlatıyorsunuz. Yazıyorsunuz. Ekranda konuşuyorsunuz. Bu sorunun ‘Evet’ ya da ‘Hayır’ diye tek kelimelik bir cevabı yok. O yüzden, anlatıyorsunuz, yazıyorsunuz, ekranda konuşuyorsunuz; pek fark etmiyor. Nerede olunursa olunsun, sizi çok iyi anlamış gibi gözüken ve dikkatle anlattıklarınızı dinlemiş, yazdıklarınızı okumuş, ekranlardaki konuşmalarınızı izlemiş olanlar soruyu yineliyorlar: Ne dersiniz; Suriye ile savaş çıkacak mı?

Bu hükümetin Suriye ile asla ‘tek başına’ savaşa girmemek için deveye hendek atlatmaya çalıştığını, siyasi planda ‘diplomatik girişimler’in benimsendiğini, askeri bakımdan ise esas olarak ‘caydırıcılık’ı öne alan bir politika izlendiğini belirtiyor; bununla birlikte, Ortadoğu ve özellikle onun Suriye bölümü gibi kaygan ve kırılgan bir zeminde savaş ihtimalinin de yabana atılmaması gerektiğinin altını çiziyoruz.

Türkiye’de geçen hafta sonu bana Siirt’te ne sordularsa, tam bir hafta sonra, Houston’da ilki düzenlenen Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan gibi ‘Türk soylu’ ülkelerin ABD’deki dernekleri ve kuruluşlarının katıldığı ‘İpek Yolu Festivali’nde karşılaştığım onlarca TC vatandaşı aynı soruyu soruyor: Ne dersiniz; Suriye ile savaş çıkacak mı?

Akçakale’ye havan mermileri düştüğünde ve ardından TBMM’nin kapalı toplantısında hükümete gereğinde Suriye’ye de asker göndermesine imkân veren tezkere kabul edildiğinde Türkiye’deydim. Görüyorum ki, Türkiye’de ne soruluyorsa, hangi soru ortaya atılıyorsa Türkiyeli insanların yaşadığı her yerde aynı soru soruluyor, aynı soru ortaya atılıyor.

Bazıları için, bu sorunun cevabını almak, yatırım hesaplarıyla ilgili. Örneğin, Houston’da bir vatandaşımız, Amerikalı ortaklarıyla İzmir’de yatırım yapmayı düşündüklerini ama Suriye ile ilgili gelişmeler üzerine tereddüde düştüklerini bana söyledi.

Suriye’deki durumun giderek dejenere olmasının, Başşar Esad rejiminin can çekişse bile, son nefesini vermekte direnmesinin, ömrünü uzatmasının Türkiye’ye nasıl olumsuz etkiler yapabileceğini bu kadar basit örneklerden bile çıkarabilmek mümkün.

Suriye’deki durumu şöyle kabaca özetlemek mümkün:

“Başşar ülkenin kontrolünü elinden kaçırmış durumda. Ülkesinin büyük bölümünü artık yönetmiyor. Ama iktidarını da terk etmiyor ve İran ve Rusya desteğinde ve ülkenin azınlıklarına dayanarak, uzun süre terk edeceğe de benzemiyor. Buna karşılık, asla birleşik olmayan ve belki de hiç olamayacak olan muhalefet, artık yenilme ve bastırılma ihtimalini geçti. Ancak, Başşar Esad rejimini kesin bir yenilgiye uğratacak silahlara, güce ve en önemlisi Başşar’ın yerini alacak bir yapılanmaya sahip değil. Yenilmiyor ama yenemiyor da benzer biçimde rejim de yenemiyor ama tümüyle ortadan da kalkmıyor.”

Bir nebze satrançtaki pat gibi bir durum.

Bu durum, Suriye’yi içinden, etkisini yıllara yayacak biçimde çürütmekte olduğu gibi, o çürümenin kötü bakterileri çevreye, komşu ülkelere ve bu arada Suriye’nin en uzun sınıra sahip olduğu Türkiye’ye de yayılıyor.

Bir dış askeri müdahale rejimin sonunun gelmesini hayli çabuklaştırabilir ama bunu yapma gücünde olan ABD, başkanlık seçimlerine kilitlenmişken bunu yapmaya niyeti yok. Başkanlık seçimlerinden sonra da öyle bir işe kalkışacağı çok şüpheli. Ayrıca, bir bölüm Suriyeli muhaliften, Katar ve belki Suudi Arabistan’dan başka ABD’nin öyle bir müdahalesini destekleyecek hiç kimse yok.

Batı dünyasında böyle bir beklenti için öne çıkan isim Türkiye. Türkiye’nin buna niyeti olmasa bile.

İngiliz muhafazakâr gazetesi Daily Telegraph’ta Akçakale’nin ardından çıkan ilginç yorumda bu beklenti anlaşılır bir biçimde dile getiriliyordu. Şöyle deniyordu:

“Türkiye, Batılı destek olsa da olmasa da, muhtemelen, Suriye ordusundan arta kalan güç yenilgiye uğratacak güçtedir. Ordusu iyi donanımlıdır ve NATO’nun ikinci büyük ordusudur.

Böyle bir girişim, sonuç itibariyle eksantrik Körfez ülkeleri Katar ve Suudi Arabistan’ı uzak ara geride bırakarak, Ankara’nın Ortadoğu’nun yeni gücü olarak itibarını yerleştirecek ve kendisi için sürekli bir güvenlik kaygısı oluşturan isyancı Kürtleri bulunan komşusunu kendi istediği gibi yeniden biçimlendirmesine imkân verecektir. Ama bu, NATO müttefiklerinin en azından açık diplomatik ve tercihan askeri desteği olmadığı takdirde, büyük bir kumar olacaktır. Bu günlerde pek az demokrasinin midesi, Irak tecrübesinden sonra özellikle Suriye’deki bölünmüş ve militan ayaklanma başta olmak üzere, Arap dünyasında ölümcül müdahalelere girişmeyi kaldırabilir.

NATO, elbette ki, Türkiye için güçlü destek sözcükleri açıkladı. Ama geçen yılın anti-Kaddafi koalisyonunun anahtar üyeleri, ABD, İngiltere ve Fransa’nın ateş güçlerini Suriye üzerine çevirmeye pek niyetleri yok. Dışişleri Bakanı William Hague. Türkiye’ye manevi destek vaat ediyor ama tırmanmaya girişmemesi konusunda uyarıda bulunuyordu. Diplomatik olmayan dilde, kullandığı sözcükler, Erdoğan’a sakinleşme ricasıdır. Erdoğan muhtemelen öyle yapacak ve öyle yaparak müttefiklerinin birçoğunu rahatlatacaktır. Bu arada, Suriye’nin yavaş yavaş ölümü devam edecektir.”

Son birkaç gün içindeki gelişmeler tam da böyle olmuştur ve böyle olmaya devam edeceğe benzemektedir.

Bu durumu bozacak; Türkiye’nin Suriye topraklarında ‘askeri müdahalesi’ne yol açacak tek şey, yani ‘tezkerenin kabulü’nün ‘pratik sonucu’ sadece sınır ötesinde ve Türkiye sınırlarının dibinde bir ‘özerk Suriye Kürt yapısı’nın, Ankara’nın istemediği Kürtler tarafından oluşturulması olabilir.

TBMM’den çıkan tezkere, Başşar’a saldırmayı değil, ‘caydırmayı’ hedef alıyor. Asıl hedef aldığı, Suriye Kürtlerinin bir bölümü.
Yine de aklını peynir ekmekle yememiş olan hiçbir Türkiye hükümetinin öyle bir ‘askeri macera’ya girişebileceğini düşünmek zor.
Türkiyeli ve Suriyeli Kürtler, çok büyük bir bölümü demiryolu hattından oluşan sınırın ötesi için, Türkiye ve Suriye sözcüklerini bile kullanmazlar; ‘Bin Xat-Ser Xat’ yani ‘Hattın Altı-Hattın Üstü’ derler. Türkiye ve Suriye Kürtleri aynı halktır.

Yani, Baas’ı ve Suriye ordusunu değil, Suriye Kürtlerini, daha doğrusu PYD’yi ya da PKK’yı hedef alacak herhangi bir Türkiye askeri müdahalesi, sadece ‘silahlı çatışmanın cephesini genişletme’ işlevi görmüş olur.

İktidarın bu kadarını düşünememesi, düşünülmeli mi?

‘Hayır’ diyorsak; Türkiye-Suriye savaşının çıkması ihtimali, çok ama çok zordur…

Radikal
Delicious   Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
 
Nihat GÖKSU
Nihat GÖKSU
ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİ İÇİN HAYIR
4/11/2017 7:58:29 PM
Mahmut ABİŞ
Mahmut ABİŞ
O Gün Bu Gün!
3/12/2017 11:24:14 AM
Servan ÖNCEL
Servan ÖNCEL
CUMHURİYETLE NEREDEN NEREYE?
10/29/2015 7:14:35 AM
Hafiye
Hafiye
İnadına Demokrasi İnadına Barış..
10/3/2015 9:58:19 AM
Galip SEVİNDİR
Galip SEVİNDİR
"SİZİ ALLAH'A SÖYLEYECEĞİM"
11/28/2014 7:05:21 PM

ANKET

Hınıs'ın Öncelikli Sorunu Nedir?








BASIN YAZARLARI

İnsan öldürerek siyaset yapmak!13 Ekim 2015

reklam


 
  

Hınıs Kültür Hınıs'ın bilgi, haber,kültür,tanıtım sitesi.Hınıs'tan dünyaya güncel haberler.. Tüm içeriklerimiz lisanslıdır. İzinsiz kullanımı durumunda yasal haklarımızı koruyacağız.Yazar veya yorumcu yazdığı yazı ve yorumlardan kendisi sorumludur.www.hiniskultur.com sitesi bundan sorumlu değildir.

Anasayfa | Hakkımızda | İletişim | Reklam | Editörlerimiz | Yazarlarımız
face twitter youtube google